GündemKöşe Yazıları

DERT İNSANA SÖYLETİR AĞALAR

Neden söyletmesin ki, neden canını yakan şeyleri içine atmak yerine anlatıp diline dökmesin insan…

10-16 Mayıs Engelliler Haftası, tabi herkesin ağzında olan cümleler var. Asıl engel kalpte ve vicdan da olanların engelli olduğunu söyleriz hepimiz. Neye göre bunu diyoruz. İnsanlar o kadar başka bir insanın gazabına uğruyor ki, uğramaması ne mümkün. Allah vicdan versin diyoruz, akıl fikir versin diyoruz, meslek sahibi olmuş ama adam olamamış diyoruz. Hani sıralasam böyle uzayıp gider bu cümleler. Biz uzasın gitsin istemiyoruz. Kendi menfaatleri uğruna bir başkasının canını yakan, onu düşünmeden, ne hisseder demeden vuran kıran, her şeyine engel olan engellilerden Allah korusun diyoruz.

Ne istiyoruz, kendi hayatımızdan ne bekliyoruz, başkasının hayatından ne çalıyoruz da bir türlü bitmek bilmeyen işkecelere maruz kalıyoruz. İşkence diyorum çünkü bunun başka bir tanımını bulamıyorum. Siz bulursanız buyurun cevabınızı bekliyorum. İster çay kahve içmeye gelin, ister iki hal hatır sormaya. Bizim kapımız vicdanında engel olmayan herkese açıktır duyuruyoruz. Bugün Engelliler programında şöyle bir etrafa bir nefsim olan gözlerimle birde vicdanım olan kalbimle baktım da, nefsim, menfaat için dört büklüm olan, yalakalıkta üstüne olmayan bazı insanlar gözüme çarptıkça, aman Allah korusun sizin çıkarlarınız için yapamayacağınız şeyler yok dedim. İş başka arkadaşlık başkadır hep. Ancak çıkarları uğruna yapamayacağı bir şey olmayan insanlar ne yapacağını şaşırmış durumda aylak aylak geziyor ortalıkta. Amaçları iş değil gündemde kalmakta. Sanki çok umurunda günün anlam ve önemini bilmeleri. Formalite icabı kuru kalabalık olduğu açıkça ortada. Kusurum olduysa affola. Ancak görüyoruz ki bu dünya doğru olanın değil menfaati uğruna bin bir takla atarak  göze girmeye çalışan, kendini birde uyanık sanan gösteriş budalalarının dünyası.

Birde vicdanı olanın penceresinden bakmak gerekir. Hesap kitap yapmadan, kalbinde bir kötülük olmadan, bedeni belki koşup oynayamıyor ama ruhu kırlarda koşup oynayan, bir eli tutunca bırakmak istemeyen, kalbinde bin bir kuşlar uçuşan ,bir de rengarenk kelebekler konan güzel yürekli insanlar ve onların derdine derman olmak için yanlarında olduğunu hissettirmek, birlikte omuz omuza sonsuzluğa gidercesine hep birlikte sorunları sırtlarına yük edinmiş, bir omuzda değil, binlerce omuzlara bölünmüş sorunları çözmek için var olan insanlar nasılda belli dik duruşlarından.

Diyorlar ki efendim “ Bizi Bir Gün Değil Her Gün Hatırlayın”  Size bir sır vereyim mi aramızda kalsın. Onları her gün kalplerinde ve omuzlarında taşıyan birileri varsa onlarda anne-baba aileden başka kimse değildir. 365 gün unutmayan gecesini gündüzüne katan ihtiyacı olduğunda yanında olan engelleri bir bir aştıran işte bu sevgidir. Gerisi sadece onlarında dediği gibi işi düşerse, günü gelirse yada vicdanı var ise unutmayan yardımına koşan sen ben o artık adın neyse. Yıllardır aynı sorunları konuşuyorum diyen, bugün aynı hazır metni açıp okusam değişen hiç bir şey olmamış deyim sitem eden belki bedensel olarak engelli fakat kalbi ve merhametinde hiç bir engeli olmayan o güzel insanlar “ Bize diyorlar ki , bugün bana yarın sana, ben bugün ne kadar uğraşıyorsam belki yarın senin içinde çabalıyorumdur. Dert insana söyletir efendiler. Yaşamayan bilemez.

Şunu da eklemeden geçemeyeceğim, onların küçük olarak görüyoruz dedikleri sorunları sıkıntıları, belki biz hiç görmüyoruz. Çünkü empati yapmayı bilmeyen , her şeye at gözlüğü ile bakan bir toplumumuz var.

Onların sokakta engelli geçişlerine araba park eden engelli zihinler, onlarca örneklerden bir tanesi.

Bu kadar duyarsız olmayı, her şeyi büyütüp olay çıkarma, mafya gibi ortalıkta dolanmayı, kim öğretti size?

admin

admin

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu