GündemYaşam

Saatler Öncesinden Sanki Herkese Görev Verilmiş Gibiydi

Depremin en şiddetli yaşandığı, merkez üstü olan Kahramanmaraş’tan Cevdet Dilken ve ailesi, felaketi yaşadıktan sonra Ünye’ye geldiklerinde “ İki Göz Odaya da Sığabiliyormuşuz”  açıklamalarında bulundu.

Tüm Türkiye’nin karanlık bir sabaha uyandığı, tarihlerin 6 Şubatı gösterdiği, kara bir gün olarak hafızalarımıza kazınan depremin bir yandan yaralarını sarmaya çalışırken bir yandan da 10 ilde adeta kıyameti yaşayan vatandaşların söyledikleri, dehşetin ne kadar yıkıcı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Felaketin yaşandığı sabah diğer depremzedeler gibi uykuda yakalanan Dilken ailesi, depremi hissettiklerinde ne yapacaklarını bilemediklerini, birbirlerine ulaşmak için yan odadan dış kapıya dahi gidemediklerini, düşe kalka evden çıkarken, evdeki herkese bir görev verilmiş gibi kapıyı açan kızım, küçük oğlumu abisi kucağına almış, ben eşimi alıp gitmek için herkes bir şeyler yapmak için çabalıyordu, “o an sadece canımız ve cananlarımızı düşündük” açıklamalarında bulundu.

“Takvim ve Saat Nedir Yeni Yeni Anlamaya Başladık”

Deprem olmadan bir gün önce 25 yaşındaki oğlunun söz yüzüklerini takan ve 10 Şubat’ta nişan hazırlığı içinde olduklarını, söyleyen baba Cevdet Dilken,

“ Ünye’ye geleli yaklaşık 10 gün oldu. Depremden sonra zaman kavramını unuttuk. Takvim nedir saat nedir yeni anlamaya başladık. Bir bakmışız sabah, bir bakıyoruz akşam olmuş.  Kafamızın içi daima deprem var gibi.  Konuşuyoruz ama yanımızdakiler mutsuz ve tedirgin etmek istemiyoruz. Herkes elinden geleni yapıyor. Bizimle konuşmak istiyorlar acımızı paylaşmak istiyorlar. Buraya sıfır hiçbir şeyimiz olmadan geldik.”

“Bize Bu kadar Yakın Davranacaklarını Sanmıyorduk “

 Bilmedikleri kendilerine çok uzak olan bir şehre geldiğimizde bu kadar sıcak, yakın, yapmacık olmamaları, bizdeki tedirginliği alarak yerini mutluluğa bıraktı. Açıklamalarını yapan Cevdet Dilken

“Herkes gönülden, kalpten coşarak bir şeyler yapmak isteyen insanlar. Benim uyumadığımı hissedince onlarda uyumuyorlar. Bu güzel insanların maddi manevi kalben yanımızda olduklarını bizlere hissettirdiler. Sanki bir rüyadaymışız da uyanacakmışız gibiyiz.”

“ Geri Dönersem Çadırda Kalacağım”

Kahramanmaraş’ta Çelik Çaydanlık Fabrikasında Usta olarak çalışan baba Cevdet Dilken, iş yerinde ona ihtiyaçları olduğu için ailesini 25 yaşındaki oğluna emanet ederek tekrar işinin başına dönüp, oradaki insanlara ekmek vermek zorunda olduklarını dile getirdi.

Çalışmak için gittiğinde devletin kurduğu çadırlarda kalarak işine gideceğini söyleyen 51 yaşındaki Dilken,

“ Geniş kapsamlı düşünüp karar vermemiz gerekiyor.  Orayı toparlayıp buraya da yerleşmek istiyoruz. Eğer tekrar bir yaşam alanı olursa ailemi de alıp dönmek istiyorum. Şuan bir muallaktayız. Net bir şey yok. Yaşamak için bir yerden başlamak gerekiyor ancak zaman neyi gösterir bilemiyoruz. Zaman her şeyin ilacıdır. Giden geri gelmez her şey boş.”

Depremden sadece arabası sağlam kalan Dilken ailesi,  Bizim lüks bir hayatımız varmış da biz bunun farkında bile değilmişiz. Mükemmel bir yaşantımız varmış da farkına varamamışız. 2 evim trilyonluk eşyalarım vardı şimdi hiç biri yok.  Sanki çocuklarımı alıp buraya tatile gelmişiz gibi. Demek ki iki göz odaya da sığabiliyormuşuz.

Haber. Gülten KODAL

 

admin

admin

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu