GündemKöşe Yazıları

Tuz Tüketimine Dikkat!

Tuz tüketimine dikkat ediyor musunuz? Yoksa siz de yemeğin tadına bakmadan önce tuz atanlardan mısınız? Böyle bir alışkanlığınız varsa hemen bırakın. Aşırı tuz tüketimi hipertansiyon başta olmak üzere birçok hastalığa neden oluyor. Yetişkinler için maksimum tuz alımı günlük 6 gr’ı (1 çay kaşığı; 2,4 mg sodyum) aşmaması gerekir.

Ülkemizde tuz tüketimine baktığımızda Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin 2008’de gerçekleştirdiği SALTurk-1 Çalışması’nda, günlük tuz tüketim miktarı günde 18 gram, 2012’de ise günde 15 gram olarak bulunmuştu. Sağlık Bakanlığı’nın “Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı” kapsamında yapılan çalışmalarla tuz tüketimi günde 9.9 grama kadar geriledi. Yani her ne kadar tuz tüketimi azaltılmış olsa da hâlâ önerilenin çok daha üstünde bir tuz tüketiyotuz.. Bunun çok büyük bir kısmı gıdalara sonradan eklenmiş sodyumdan geliyor. Özellikle işlenmiş ve paketli hazır ürünler aşırı miktarda tuz içeriyor.Dünya Sağlık Örgütü  hipertansiyon ve kalp hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı hastalıklardan korunmak amacıyla günlük 5 gramdan az tuz tüketilmesini öneriyor..

Aşırı tuz tüketimi kadar eksikliği de vücudumuzda istemediğimiz etkiler yaratabilir. Sodyum yetersizliğinde baş dönmesi, zihin bulanıklığı, kusma gibi durumlar gözlenebilir. Bir diğer önemli husus ise iyot eksikliğidir. İyot, vücudun enerji harcama hızını etkileyen ve bir tiroid hormonu olan tiroksinin yapısında yer alıyor ve yeterli miktarda alınmadığında vücut yeterli tiroksini üretmiyor, enerji harcama hızı azalıyor ve kilo artışı olabiliyor. Bu nedenle iyot eklenmiş tuz kullanılması öneriliyor.

Tuzun vücudumuza etkisi

Guatr: Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de iyot yetersizliği ve guatr hastalığının önlenmesinde en iyi yöntem tuza iyot eklenmesidir. İyot, vücudun enerji harcama hızını etkileyen ve bir  tiroid hormonu olan tiroksinin yapısında yer alıyor. İyotlu tuz kullanımı, bebek ve çocuklarda büyüme-zeka geriliğinin önlenmesinde etkilidir.

Ödem: Östrojen hormonu sodyum ve su atılımını azaltır. Kadınlarda erkeklere göre daha fazla ödem oluşmasının en büyük sebebi budur. Böbrek hastalıkları sonucu böbrekler uygun şekilde çalışmazsa fazla sodyum atılamaz ve yüzde, bacaklarda ve ayaklarda şişkinlik (ödem) oluşur.

Hipertansiyon: Toplumumuzun %30’undan fazlasının sodyuma duyarlı kan basıncına sahip olduğu bilinmektedir. Bu kişilerin beslenmede sodyum alımını azaltması gerekir.

Böbrek ve karaciğere etkisi: Gereğinden fazla tuz alındığında kandaki tuz miktarı artar ve susama gerçekleşir. İçilen su ile birlikte fazla tuz, idrarla ve terle dışarı atılır. Ancak böbreklerde ya da karaciğerde sorun varsa bu gerçekleşmeyebilir ve hastalıklar ortaya çıkar.

 

Kemik erimesi ve kırıklar: Fazla tuz tüketimi, idrarla kalsiyum atılımını arttırır; kemiklerden kalsiyum kaybının artışı da osteoporozu ve kemiklerin kırılma riskini yükseltmektedir.

Tuz tüketimini azaltmanın yolları;

  • Yemeklerin tadına bakmadan önce tuz ekleme alışkanlığını bırakın.
  • Hazır paketli, aşırı işlenmiş gıdaların tüketiminden kaçının.
  • Turşu, konserve gibi aşırı tuz içeren ürünlerin tüketimini azaltın.
  • Yemeklere aşırı tuz eklemeyin.. Baharatlar, sarımsak, sirke ve limon gibi aromalarla tatlandırın.
  • Soslar, çeşniler, işlenmiş etler(sucuk, salam,sosis vb.) aşırı miktarda tuz içerir, bu ürünlerin tüketimini sınırlandırın.

 

admin

admin

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu